Amerikan Patent Dairesi Başkanlığı’na 1898 yılında atanan Charles Holland Duell, 1899 yılında ‘Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat edildi.’ cümlelerini sarf ettiğinde, bir sonraki yüzyılda yaşanacaklardan habersiz, belki de istatistiklere dayalı son derece “masum” bir ifadeyi dile getiriyordu. Çünkü sonrasında her şey çok değişiyor ve hayatlarımız belki de insanlık tarihi boyunca alabilecek en ilginç halini alıyordu.

İlk Televizyon ve Mucidi: Logie Baird

İlk Televizyon ve Mucidi: Logie Baird

Bu ilginç halin ilk icatlarından birini anlamaya yönelik gelen ve yıllardır dillerden düşmeyen soru ‘Peki Zeki Müren de bizi görebilecek mi?’ ile hatırlanan Vizontele’yi ve bize hissettirdiklerini hiç unutmadık. Televizyonun zamana ve insanlığa merhaba demesinin etkilerini resimleyen bu filmi ve yolculuğunu anlatan ‘Bir Filmin Hikayesi’ adlı 2004 yılında yayınlanan programa rastladık TRT Arşivi’nde.

Program şu sözlerle başlıyor. ‘Büyük tutkuların tarif edilmezliği, karanlığın dünyaya, aşka, tutkulara açıldığı tek yer, o salon. Sinema, belki filmle buluşulan bir mekandan çok daha fazlası. Her film sonsuz bir yolculuk, insanın ve zamanın macerası peşinde bitmeyen düşler demek. Bir sahnenin, bütün ömür içimizi ısıttığı büyü demek. Ve her film bir hikaye anlatır, her hikaye bizim hikayemizdir. Ve çoğu zaman biz, bize hikayeler anlatanın da bir hikayesi olduğunu unuturuz. Alışkanlıklarımızla yaşarız. Beklentilerimiz, bildiklerimiz ve gördüklerimizle sınırlı kalır. Ve hep bir yanındakine değerek avunur, gülüşlerimizle zenginleşmek isteriz. Yakın zamanda hayatımıza giren birçok yenilik alışkanlıklarımızı yeni baştan şekillendirir. 60’ların sonlarında evimize gelen bir misafir, zamana ve ilişkilerimizin döngüsüne yeni bir rota çizer. Yakınlar uzak, uzaklar yakın olur birden. Bu yeni misafirin adı ‘Sihirli Kutu’dur. Getirdikleri de kendi gibi eğlenceli bir yanılsamadır.’

Film Hakkari’de geçiyor, yani uzaklarda.. Filmde belediye başkanının yaptığı bir konuşmayla, aslında filmin senaristi Yılmaz Erdoğan’ın çocukluğunda yaşadığı uzaklık hissinden filmi nasıl senaryolaştırdığının çıkış noktasını yakalıyoruz adeta. Başkanın sözleri şöyle;

‘Buraya gazeteler iki gün sonra geliyor. Biz duyduğumuz bir havadise şaşırdığımız zaman büyük şehirdeki insanlar çoktan unutmuş oluyor. İşte Vizontele buna son verecek. İstanbul’daki bir hadiseyi aynı anda gözlerimizle göreceğiz. Yani Vizontele uzağı yakın edecek. Ve burası artık o kadar uzak olmayacak.’

Filmin hikayesini bir de filme emek verenlerden; Altan Erkekli, Yılmaz Erdoğan, Ali Taner Baltacı, Demet Akbağ, Erdal Tosun, Ömer Faruk Sorak, Yaşar Kartoğlu ve Salih Kalyon’dan dinleyelim…

İyi seyirler

TRT Arşivi: Bir Filmin Hikayesi 2. Bölüm | Vizontele izlemek için tıklayınız..