Türk Halk Müziği’nin büyük üstadı Musa Eroğlu, 18 Kasım 2017 tarihinde Stokholm’de sevenleriyle buluşuyor.

“Yolun sonu görünüyor”, “Halil İbrahim”, “Mihriban” ve “Telli Turnam” gibi unutulmaz parçaları derleyen sanatçı uzun bir aradan sonra tekrar İsveç’e geliyor. Biz de bu buluşmayı fırsat bilerek, kemikleşmiş bir takipçi kitlesi olan Musa Eroğlu hakkında sizler için bir yazı derledik. Duayen, 1946 yılında Mersin‘in Mut ilçesi Kumaçukuru köyünde dünyaya gelir. Babası hem bir lütiyedir (saz yapan/onaran) hem de çok iyi saz çalar. Babasından ilk olarak keman çalmayı öğrenen Eroğlu’nun kendisi gibi ailesinin bir çok üyesi de müzikle uğraşır. Zaten doğup büyüdüğü köyde saz çalmak bir gelenek olduğu için müziğe olan bu ilgisi daha o yaşlarda karşılık bulmaya başlar. 1952’de babasının ona yaptığı saz da bir nevi sanat hayatının başlangıcı olur. Ortaokuldayken bir piyeste “Karacaoğlan” rolünü oynayan ve sahnede ilk kez saz çalan Musa Eroğlu, bu rolden çok etkilenir ve bu performans hayatında bir dönüm noktası olur. Hayatının bundan sonraki kısmında ne yapacağını bilerek, müziğini nasıl icra edeceğinin yollarını arar. Henüz 20 yaşındayken evlenen ve sonra askere giden Eroğlu, 22 yaşına kadar doğduğu köyde yaşamaya devam ettikten sonra 1965’te Ankara’ya yerleşir; fakat köyüyle bağını hiçbir zaman koparmaz. Ankara’da meslek olarak sadece müziğe odaklanan sanatçı, Ankara Radyosu’nda ses sanatçısı olmak için girdiği sınavı kazanamaz ve tekrar köyüne döner. Musa Eroğlu, ilk plağını 1969 da “İkimiz Toprağa Girelim Elif” ismiyle çıkarır. Bu plakla sanatçı, Taşeli yöresine ait İrfaniye, Kullar Olam, Sarı Yaylam, Yatamadım Kasavetten, Aman Ayşam gibi türküleri derleyerek TRT repertuvarına kazandırır. Daha sonraları  mahalli sanatçı ünvanı ile çalışacağı TRT’nin kapıları ikinci kez gireceği Ankara Radyosu ses sanatçısı sınavını kazanmasıyla açılır. Toroslardan kopup gelmiş bir ezgi ustası olarak tanımlanan sanatçının Türkiye genelinde tanınması “Mihriban” türküsüyle olur. Eroğlu, sanat yaşamı boyunca; Bedia Akartürk, Neşet Ertaş, Orhan Gencebay, Belkıs Akkale, İbrahim Tatlıses, Aşık Mahsuni Şerif, Gülşen Kutlu gibi birçok sanatçıyla beraber çalışmış, ve bu isimlerle birçok derleme yapmıştır. “Yolun Sonu”, “Halil İbrahim”, “Telli Turnam” gibi sözleri Karacaoğlan’a ve daha birçok ozana ait türkünün bestesini yaparak Türk Halk Müziğinin zenginleşmesine çok önemli katkıları olmuştur. 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından “Devlet Sanatçısı” unvanı verilen Musa Eroğlu, Türk Halk Müziğinin genç kuşaklara sevdirilmesi ve geniş kitlelere ulaştırılması için halen büyük bir çaba içindedir.

“Türkü insanlaşmadır; insanı insanla çoğaltan bir uygarlık soluğudur. Musa Eroğlu, bu insanca emeğin güleç yüzüdür.” der eleştirmen yazar Adnan Binyazar.

Avrupa‘dan Avustralya‘ya Türki Cumhuriyetlerden ABD‘ye kadar dünyanın pek çok ülkesinde resitaller vermiş; evrensellik normları içinde sevda türküleri yanı sıra müziğin protest boyutuna da bağlı kalarak toplumsallık çizgisini geliştirmiştir. Besteci, yorumcu, derlemeci, araştırmacı olmasının yanı sıra, sanatçıyı farklı kılan diğer önemli özelliği de eşsiz sazıyla Türk Halk Müziği’nin özgün sesi olmasıdır.

Musa Eroğlu, belli bir yörenin müziğini derinlemesine inceleyip, folklorik boyutuyla bütünleştirerek yeniden ortaya çıkaran ve bu şekilde Türk Halk Müziği’ni dünden bugüne taşıyan yöresel ezgileri evrensel müziğin formları içinde günümüz insanına ulaştıran, ulusal kültürün de bu şekilde devamlılığına katkıda bulunan bir halk sanatçısıdır. Örneğin Taşeli yöresi Türkmenleri ile ilgili yaptığı araştırmaları daha sonraları Kültür Bakanlığı tarafından da yayınlanan “KÜTÜK” isimli kitabında toplamıştır. Aynı zamanda günümüze kadar Karacaoğlan üzerine yapılmış en kapsamlı araştırmayı gerçekleştirerek halk bilimi araştırmalarında önemli bir sayfa açmıştır. Büyük Halk Ozanı Karacaoğlan’ın pek çok eserini ortaya çıkaran ve bunları özgün sesiyle saza döken Eroğlu, sazını virtüözce kullanarak Türk Halk Müziği’nin bu çalgısının genç kuşaklar tarafından sevilmesinde de büyük rol oynamaktadır. Bugüne kadar 3 bine yakın derleme yapmış, solo olarak 12 albüm çıkarmıştır. Ayrıca Arif Sağ, Muhlis Akarsu, Yavuz Top ile birlikte 4 albümden oluşan “Muhabbet” serisini hazırlayıp Türk Halk Müziği’nin diğer ulusların müzikleriyle birlikte evrensel boyutta temsil edilmesi için önemli çalışmalar içinde  bulunmuştur. Unesco’ya, kurumun kültürel çalışmaları çerçevesinde semahlardan oluşan eserler hazırlamış,  Fransa’da etnik müzikler üzerine çalışan özel bir kurum için “Anadolu Müzikleri” adında bir albüm hazırlamıştır.

Sanatçıya göre; bir toplumun türküsünden öte gücü yoktur. Toplum türkü damarından beslenir, türküyü de aynı damardan besler. Türkü, her toplumsal olayda, her bireysel yangında kendini yeniden üretir. Türküde durgunluk yoktur, toplumların yaratıcı dinamizmi en başta türkülerde kendini belli eder. Toplum toprakların, türkü de toplumun varlığıdır. “Söz” adına yaratılmış her şeyin özünde türkü vardır. Şiirin de, anlatının da kaynağı gidip türkülere dayanır. Türkü, acıyı ağıda dönüştürür. Türkü bu boyutuyla duyguları, insan varlığı üzerinden söze dönüştüren ezgilerin tarihidir. Onun için hiç umulmadık zamanlarda birden can bulur ve toplumun direnç soluğu olur. Musa Eroğlu’na göre saz şairi hem saz çalar hem şiir okur; ama kendisi şiir yazmaz, usta işleri icra eder. Ona göre ozan; kendi şiirlerini okur. Kendisini ise ne ozan ne de saz şairi olarak görür; o bir icracı, bir saz sanatçısıdır. Musa Eroğlu, âşıkları ise şu şekilde yorumlar: “Posoflu Âşık Müdamî’ler, Âşık Şenlik’ler… bu isimler gazeteci, televizyoncu, eğitmen, Anadolu’nun bilim adamlarıdır; çünkü hepsi aynı zamanda gezgindir. Her şeyi öğrenir, gelir kahvelerde insanlarla paylaşırlar. Âşıkların esas görevi bilgiyi paylaşmaktır. Kahvehanelerin üstünde kıraathane yazardı çünkü o zamanlar işlev olarak kahvehaneler şimdikinden çok farklıydı. Kitap okunan, gündem takip edilen, bilgi alışverişleri yapılan bir eğitim ocağı gibiydiler. Anadolu’yu tüm bu olgularla ve anlayışla iyi tahlil etmek lâzım.”

KAYNAKÇA: ttp://www.hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/TKHBVD/article/viewFile/1099/1088

Musa Eroğlu canlı orkestrası eşliğinde 18 Kasım’da Stokholm´de

Bilet ücreti: 290:-

Bilet satış bilgileri:

072 930 62 40 Savaş Taneroğlu

070 425 75 14 Nazım Onay

Posta yolu ile swish no: 076 711 60 56

Tensta ve Rinkeby bölgeleri için irtibat no:

073 550 55 05 Uğur Akalınlı

Skärholmen ve çevresi irtibat:

İstikbal möbler 08 280956 Ekholmsvägen 23

Skärholmen

Haninge ve cevresi irtibat:

Nefis baklava börek 072 298 55 10 Eskilsvägen Handen

Skogås bölgesi irtibat:

Ankara Grill – Skogås Centrum 08-197705

Jakobsberg bölgesi irtibat:

Hair Lounge/Cliniq De Lux 08-58440990 Ynlingavägen 1-3 Jakobsberg tren istasyonu karşısı mavi binanın altı..

Södermalm bölgesi:

Harran Restaurant Tel: 08-6408310 Folkungagatan 83

Huddinge, Flemingsberg, Tumba bölgesi irtibat: 076 057 78 64 Baris Taneroglu

KAYNAKÇA: ttp://www.hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/TKHBVD/article/viewFile/1099/1088