Onur Saylak’ın ilk uzun metrajlı filmi “Daha”, günümüze ait henüz taze bir insanlık dramını konu ediyor. Yönetmen Onur Saylak’ın da konuk olarak katılacağı 28. Stockholm Film Festivali’nde filmin 4 ayrı gösterimi yapılacak.

Onur Saylak, Hakan Günday, Doğu Yaşar Akal üçlüsünün senaryosunu yazdığı ve Hakan Günday’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan “Daha”, Ay Yapım’ın yapımcılığında gerçekleştirilmiş ve Onur Saylak’ın ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturduğu bir film olarak karşımıza çıkıyor. Film, Avrupa’nın en eski ve önemli festivallerinden Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali’nde izleyicilerin karşısına ilk kez çıkmıştı. Filmin dünya galasının gerçekleştiği Karlovy Festivali Direktörü Karel Och’un “Daha” hakkındaki yorumu şöyleydi; “Daha, Ortadoğu’dan gelen mültecileri Ege denizi üzerinden Avrupa’ya kaçıran babasına yardım eden 14 yaşında bir çocuğun psikolojik çatışması. Bu film kesinlikle bizim zamanlarımız hakkında”

Filmin, Stockholm Film Festivali’nde 4 farklı seansta gerçekleşecek gösterim tarihi ve saatleri için tıklayınız.. 

21 Ekim’de Beyoğlu Sineması’nda İstanbul seyircisiyle buluşan film, kaçak göçmenler üzerinden bir insanlık dramını anlatıyor. 14 yaşındaki Gaza, yaşadığı küçük sahil kasabasından ayrılarak büyük şehirde liseyi okumayı hayal ederken, babasının onu insan kaçakçılığı şebekesinin bir parçası haline getirmesiyle suçla tanışır. Gaza’nın ergenliği, babasının baskıcı karakteri ve sürekli gözlemlediği göçmenlerle geçmeye başlar. Gaza, babası gibi şiddet ve baskı üzerine bir hayat mı kuracaktır yoksa o da bir göçmen mi olacaktır? Her şeyden evvel, insanlığın içinde durup dinlenmeksizin debelendiği o kokuşmuş bataklığı gözetleyen dev bir göz Gaza. İçine doğduğu hayatın bir parçası olarak şahit olduklarından dehşete düşen, dehşete düştükçe dönüşen, ama dönüşmeye de direnen bir tanık. O yüzdendir Gaza’nın hikayesinin Arthur Rimbaud’tan bir alıntıyla başlaması: “Dayanılmaz olan tek şey, hiçbir şeyin dayanılmaz olmamasıdır”

Anadolu coğrafyasının yaşadığı en büyük göçmen trajedilerinden birisi olan Suriye mülteci krizini masaya yatıran bu yapımı, Onur Saylak’ın bu insanlık trajedesini konumlandırdığı ve düşsel sınırlarını çizdiği bakışıyla izleyeceğiz.  Ahmet Mümtaz Taylan, Hayat Van Eck, Tuba Büyüküstün, Uğur Aslan, Turgut Tunçalp, Tankut Yıldız, Kaan Uluca, Lara Aysal, Onur Akgülgil ve Pervin Bağdat’ın başlıca rolleri üstlendiği “Daha”, Antalya Film Festivali’nin Ulusal Yarışma’yı kaldırmasına tepki olarak düzenlenen 54. Ulusal Yarışma’da En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini aldı. 24. Uluslararası Adana Film Festivali’nden ise Yılmaz Güney ödülü, Adana İzleyici ödülü ve SİYAD En İyi Film ödülleriyle döndü. Ayrıca Hollanda, Belçika, Norveç, Kanada, Gürcistan olmak üzere birçok ülkede gerçekleşen festivallerde de gösterime girdi.

Tasarımı oldukça beğeni toplayan filmin afişini ise Sarp Özdinler tasarladı. “Daha”ya Karlovy Vary Film Festivali’nden ilk ödül de  En İyi Poster dalında bu poster ile gelmişti.

Filmin Künyesi

Yönetmen: Onur Saylak

Senaristler: Hakan Günday, Onur Saylak, Doğu Yaşar Akal (Hakan Günday’ın “Daha” romanından)

Oyuncular: Ahmet Mümtaz Taylan, Hayat Van Eck, Tuba Büyüküstün, Uğur Aslan, Turgut Tunçalp, Tankut Yıldız, Kaan Uluca, Lara Aysal, Onur Akgülgil, Pervin Bağdat

Yapımcı: Kerem Çatay (Ay Yapım)

Ortak Yapımcı: Ziya Cemre Kutluay (b.i.t. arts)

Görüntü Yönetmeni: Feza Çaldıran

Kurgu: Ali Aga

Işık Şefi: Engin Altıntaş

Sanat Yönetmenleri: Dilek Ayaztuna, Aykut Ayaztuna

Müzik: Uygur Yiğit

Ses Tasarımı: Cenker Kökten

Ses Kayıt: H. Can Erol

Kostümler: Seda Yılmaz

Yapı Tasarım: Cengiz Ultav, Sedef Özarıkman

Yürütücü Yapımcı: Tamer Başaran

İdari Yapımcı: Yamaç Okur (Ay Yapım)

Dil: Türkçe, Arapça

2017, 115 dk, Türkiye, Dram

Her şeyden ama her şeyden nefret ediyor ana karakter; 9 yaşındaki Gaza! En çok da garip şekilde onun tarafından önemsenmeyi de delice istediği babasından, yani bu kurtulmak istediği kötü hayatının sorumlusu Ahad’tan. Fakat yaşama dair çok temel bir şeyi de daha yolun başında, çocukken anlıyor. Babasının da kendi babası yüzünden böyle olabileceğini. Onun da kendi babası yüzünden… Onun da kendi babası yüzünden…

Kalem Ajans aracılığıyla çeviri hakları 24 dile satılan Hakan Günday’ın “Daha” adlı romanından altı çizilesi bazı cümleler şöyle;

İnsanları çaresiz bırak, iç organlarından roket yaparlar!

Siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Ancak bu hikâye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. Adı Gazâ. Babası bir insan kaçakçısı, Gazâ da onun çırağı. Henüz 9 yaşında. Yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta.”

“Doğu ile Batı arasındaki fark, Türkiye’dir. Hangisinden hangisini çıkarınca geriye Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim. Ve biz orada yaşıyorduk. Her gün politikacıların televizyonlara çıkıp jeopolitik öneminden söz ettiği bir ülkede. Önceleri çözemezdim ne anlama geldiğini. Meğer jeopolitik önem, içi kapkaranlık ve farları fal taşı gibi otobüslerin, sırf yol üstünde diye, gecenin ortasında mola verdiği kırık dökük bir binanın ada ve parsel numaralarıyla yapılan çıkar hesapları demekmiş. 1.565 km uzunluğunda koca bir Boğaz Köprüsü anlamına geliyormuş. Ülkede yaşayanların boğazlarının içinden geçen dev bir köprü. Çıplak ayağı Doğu’da, ayakkabılı olanı Batı’da ve üzerinden yasadışı ne varsa geçip giden, yaşlı bir köprü. Kursağımızdan geçiyordu hepsi. Özellikle de, kaçak denilen insanlar… Elimizden geleni yapıyorduk… Boğazımıza takılmasınlar diye. Yutkunup gönderiyorduk hepsini. Nereye gideceklerse oraya… Sınırdan sınıra ticaret… Duvardan duvara…”

Onur Saylak Kimdir?

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü’nde eğitim gördü. Üniversiteden ayrılarak şansını tamamen farklı bir alan olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde denedi. Bu arada üniversitenin tiyatro kulübüne katılarak oyunculuğa başladı (İletişim Fakültesi Tiyatro Topluluğu). Amatör tiyatro oyunlarında yer aldı. Bundan sonra hayatının geri kalanını aktör olarak sürdürmeye karar verdi ve Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nü kazandı. Hemen kabul oldu ve kendini tamamen oyunculuğa odakladı. Bilkent Üniversitesi’nde eğitim gördüğü süre boyunca Ankara Devlet Tiyatrolarında Getto ve Üç Kuruşluk Opera oyunlarında, ve Bilkent Tiyatrosunda Nazım Hikmet’in Her Şeye Rağmen adlı oyunu da dahil birkaç tiyatro oyununda yer aldı.

Hisarbuselik dizisinde “Çetin” isimli karakteri canlandırdı. Kod Adı dizisiyle izleyici kitlesini genişletti. Ayrıca TED Koleji’nde tiyatro yönetmeni olarak da çalıştı. Sesinin şarkı söylemeye uygun olmasından dolayı üniversite korosunda yer aldı ve müzikal tiyatro ile ilgilendi (Biedermann ve Kundakçılar). Bazı tiyatro oyunları için şarkı sözleri yazdı. TRT 2 televizyonunda Hadi Gidelim (2003) isimli 13 bölümlük bir gençlik programı sundu. Sinema dünyasına da 6 Haziran 2008 tarihinde 15. Altın Koza Film Festivali kapsamında ilk kez gösterime giren ve aynı zamanda en iyi film ödülünü kazanan “Sonbahar” adlı sinema filmiyle adım atmıştır. Daha sonra Güz Sancısı filminde de rol almıştır. 2009 yılında ise Yılmaz Güney Özel Ödülü alan Nesli Çölgeçen’in yönettiği “Denizden Gelen” filminde başrolde oynamıştır. Son olarak Hakan Günday’ın Daha adlı romanının hem senaryo yazarlığını hem de yönetmenliğini yapmıştır.