SANAT Magasin Sayı#2 editöryel

snt editörBirçok değişken ve kısıtlı kaynak arasında çıkarabileceğimiz en iyi ürünü çıkartmaya çalışmak oldukça yorucuydu. Tabii ki bir çok hatamızı bulduk sonradan. Belki daha da bulacağız bakmaya devam ettikçe. Ama bütün bunlar unutulmayacak bir tecrübe, geri dönüşü olmayan bir yol oldu hayatımda. Yoruldum; ama mutluyum.

Bazen aklımdakilerin ne kadarını doğru bir şekilde hayata geçirebiliyorum tam olarak bilemiyorum. Yine de şu anda üzerinde çalışmayı seçtiğim şeylerden dolayı; güzel görünen, güzel duyulan, güzel okunan ve en önemlisi kültüre, sanata, yaşama saygı duyarak bir iş yapmaya fırsatım olduğundan dolayı çok mutluyum.

Çünkü öyle günler oluyor ki birbirimize yeteri kadar özverili davran(a)mıyoruz. Saygı göster(e)miyoruz. Aklımıza yazılanların arasında heyecanımızı kaybediyoruz. İnsanlık olarak monotonlaşıyoruz, tek bir şeye inanıp hareketsiz kalıyoruz.

Sonra kan akışımız yavaşlıyor ve üşümeye başlıyoruz.

Oysa hayat ne kadar güzel olurdu herşeyi paylaşabilip, kaybetmekten korkmasaydık.

Ama yaşamın güzelliğini göremeden, hislerimizi öğrenemeden büyüyoruz çoğu zaman.

Ne yaparsak yapalım üşüyoruz.

Camı kapatıyor ve şımarıklık olsun diye bir plak takıyorum. Ama Ayyuka bile ısıtamıyor havayı.

İstanbul’un dumanları,

İzmir’in umursamazlığı,

Stockholm’ün bireyselliği akıyor gözlerimden..

Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum dakikalarca.

Sevdiklerimiz olmayınca bizi anlayan kimse kalmıyor yanımızda.

Ağlıyorum,

Telefon çalıyor,

Çeviriler geliyor,

Ben ağlıyorum,

Hayata olan saygımızdan dolayı uğraşıyoruz SANAT’ın her köşesiyle. Bu dergiyi eline alacak insanlara saygımızdan sabahlara kadar çalışıyoruz. Hakkını vermek istiyoruz el attığımız işlerin. Çünkü değiştiremiyorsa birini sanat, sanata doğru bir adım atmış sayılmayız.

Ve hıçkıra hıçkıra ağlarken,

Nihayet “Level” atlıyorum.

Bilgisayar oyununun başından kalkıp

Annemi arıyorum,

Ve babamı özlüyorum,

Ablama sarılıyorum.

İyi bir insan olmak istiyorum,

Bir yandan Johnny Cash mırıldanıyorum:

And you could have it all
My empire of dirt
I will let you down
I will make you hurt

Gecelerimiz sabaha akıyor ve hayatta kalma çabası içinde yaşamdaki güzellikleri ortaya çıkaracak bir tuğla da biz koymak istiyoruz herkes için.

Hayal ediyor, bu hayalin güzelliğinden olacak ki onu kaybetmekten ürküyoruz.

Ama yalnız değiliz. Birimiz diğerine destek oluyor; omuz vuruyor, yıkıyor duvarları. İki, üç oluyor, sevdiğimiz koşuyor; beş, yedi oluyor dostluğun güvenini hissediyoruz.

Bunca yorgunluk, onlarca soru işaretinin ardından 5 Şubat günü, en sonunda buluştuk sizlerle. Hayalimizdekileri, biraz kararlılık, biraz şans, biraz sanat, biraz da aşkla şekillendirdik; ama elimizden gelenin en iyisiyle sunmaya çalıştık. Yeri değiştirilen her saksıdan, bir köşede sessiz duran meyve sularına hepimiz mutluyduk sonunda.

Tahminlerimizin ötesinde bir coşkuyla buluştuk sizlerle. Çok keyifli insanların olduğu, herkesin yüzünün güldüğü; sohbetlerin ve müziğin duvarlarımızda yankılandığı bir günde. Her ses dalgası yorgunluğumuzu unutturdu, mutluluğun enerjisini verdi. Bize çabalarımızın boşa gitmeyeceğini hissettirdi.

Dergimizin içeriğinden, sahnemizin kurulmasına her şeyi hem kendimiz, hem sevdiklerimiz, hem sizler, hem bizler, herkes için, ve herkes ile yaptık. Sanatı, kültürü, hayatı paylaşmak isteyenler için yaptık.

Tekrar sarılıp tekrar ağlamak için yaptık..

Yıllar önce, henüz kimse ön ayak olmamışken yerel bir enstrümanı bambaşka bir coğrafyaya getirmiş ve Türkiye ile İsveç’i sanatın gücüyle bağlamış babalarımızdan; 1990’larda İsveç’te doğmuş ve daha önce hiç denememesine rağmen bu enstrümanı çalma hayali kuran kız kardeşlerimize kadar, sanatı ve paylaşımı seven birçok insanı bir salonda toplayabilmiş olmaktan dolayı çok mutluyuz.

Eski dostlarla buluşmaktan, yeni dostlar edinmekten dolayı sevinçliyiz.

Farklı çoğrafyalardan farklı hayallerden birçok insanı aynı tempoda buluşturmuş olmaktan dolayı duygusalız.

Ben pek beceremem böyle şeylerden bahsetmeyi; ama eğer izniniz olursa biraz da gururluyuz.

Bizimle olan, heyecanımızı paylaşan herkese sonsuz teşekkür ederiz.

Ruhumuzun ve bilincimizin bir parçası olmuş arkadaşlarımıza selam ederiz.

Duvarlarımıza kendilerinden birer renk bırakan tüm elleri teker teker öperiz.

Sanatın birleştiriciliği ile sahnemize ayak izlerini, salonumuza seslerini bırakan her biri farklı, her biri pek güzel müzisyen dostlarımıza gönlümüzden bir parça armağan ederiz.