Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı 94 yaşındaki Lütfi Özkök dün gece Stokholm’de hayatını kaybetti…

Lütfi Özkök, yaptıklarını okuduğumuzda dudaklarımızı uçuklatan bir sanatçı. Şiir ve edebiyat aşığı bir fotoğrafçı. Bugüne kadar çektiği portreler arasında Nazım Hikmet, Samuel Beckett ve Gabriel Garcia Marquez gibi usta isimler yer alıyor.

LÜTFİ ÖZKÖK KİMDİR

Fotoğraf sanatçılığının yanı sıra şiirle de uğraşan Özkök, yazar portrelerinde ulaştığı estetik düzey ve sanatsal yaratıcılık nedeniyle sanat çevrelerinde “fotoğrafın ozanı” olarak anılırdı.

Dünya çapında tanınan Türk fotoğrafçısı, şair ve çevirmen Özkök’e ”Nobel Portrecisi” de denilirdi. 1951 ile 2001 yılları arasında Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış yazarlardan 32 tanesinin portresini çeken Özkök’ün arşivinde 37’si Nobel kazanmış 1500 dolayında yazar portresi bulunuyor. Aralarında kimler yok ki; Pablo Neruda, Jean-Paul Sartre, Nadine Gordimer, Octavio Paz, Gabriel Garcia Marquez, Günter Grass ve son olarak Orhan Pamuk. Fotoğrafını çektiği bu edebiyatçılardan oluşan “Lütfi Özkök Objektifinden Nobel Ödüllü Edebiyatçılar” kitabı Dünya Yayıncılık tarafından basıldı.

Birçok çevirisi de bulunan Özkök’ün Türkçe ve İsveççe yayımlanmış şiir kitapları da bulunuyor. 1949 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde öğrenciyken sınıf arkadaşı İsveçli Anne-Marie ile evlenerek 1950’de İsveç’e yerleşen sanatçı, o zamandan beri Stokholm’de hayatını sürdürüyordu.

Lütfi_Özkök kitapALDIĞI ÖDÜLLER

Lütfi Özkök, bugüne kadar çeşitli ödüllerle onurlandırıldı. 2002 yılında İsveç Bakanlar Kurulu kararı ile ülkenin kültürüne bulunduğu değerli katkılar nedeniyle İllis Quorum Meruere Labores (Çalışmalarıyla Hak Edenler) ödülünü almıştır. 2009’da İsveç’te ”Yılın İsveçlisi” seçilmiş ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Margot Wallström, Avrupa İdealine hizmet sunanlara verilen bu ödülü Özkök’e şu cümleler eşliğinde takdim etmiştir:

“Bu ödül için elli yıldır İsveç, Türkiye ve Fransa arasında bir kültür köprüsü işlevi gören Lütfi Özkök’ten daha iyi bir seçim olamazdı.”

BECKETT NASIL İKNA OLDU?

Özkök, 1961’de hayranı olduğu “Godot’yu Beklerken” oyununun ünlü yazarı Samuel Beckett’ın da fotoğraflarını çekmeyi kafasına koyar ve randevu koparır: Upuzun boylu, mavi gözlü güzel bir adam olan Samuel Beckett kapıyı açarak, Özkök’ü buyur eder. “İsveç’te sizin çevirilerinizi yapan arkadaşlarımdan selam getirdim” diyerek söze girer Özkök. Birkaç dakika sonra da fotoğraf makinesini çıkarmak için çantasına eğilir. Fakat Beckett hiddetlenir: “Neee! Fotoğraf mı çekeceksin! Fotoğraf çektirmekten nefret ederim.”

“O kadar üzgündüm ki, makineyi tekrar çantama koyarken ensemdeki terleri görüp bana acımış olacak, ’Bari bir çay iç öyle gidersin’ dedi. Çay içerken ona Godot’nun kim olduğunu sordum ama cevap bile vermedi. Ben de, biliyor musunuz Türk polisi Godot’yu yakaladı dedim. O sıralar Ankara’da Godot’yu Beklerken sahneleniyordu ve Godot beklenen bir şey olduğu için Türk polisi bunun olsa olsa komünist olduğunu düşünüp tiyatroyu kapattırmıştı, diye anlattım. Sadece güldü. Bence kendisi de Godot’nun ne olduğunu bilmiyordu. Bu sohbetten sonra ikna oldu ve birkaç fotoğrafını çekmeme izin verdi.”

RENE CHAR’IN DOSTU

Meşhur Fransız şair Rene Char ile tanışıp fotoğraflarını çekmek en büyük hayalidir. “Şiir seven ve şiirlerinizin hayranı bir fotoğrafçıyım. Sevdiğim şairlerin fotoğraflarını çekiyorum. İzniniz olursa sizin de fotoğraflarınızı çekmek istiyorum” deyince Char, ateş gibi sesiyle “Düşüneyim, bir saat sonra gel” deyip yollar onu. Bir saat sonra tekrar kapıyı çaldığında, “Fotoğrafı beğenmezsem yayınlamana izin vermem ama” diyerek poz vermeyi kabul eder. “Ürkütücü, huysuz fakat tatlı bir adamdı. Şaşı olduğu için poz verirken bana bak diyemedim, çünkü nereye baktığını anlayamıyordum. O yüzden profilden fotoğraflarını çektim.”

Char, fotoğrafları çok beğenir ve satın almak için fiyatını sorar. Özkök, “Sevdiğim şairlerden para almam ama Stockholm’de bulamadığım siyah zeytinlerden bana yarım kilo gönderirseniz sevinirim” der. Char, iki kilo siyah zeytinle birlikte çok kıymetli trüf patesinden gönderir Özkök’e. Özkök ise bir gün hiç üşenmeden Stockholm’den kalkıp, Char’ın yaşadığı Güney Fransa’ya Havana purosu hediye etmek için yola çıkar. Ünlü şair, çektiği fotoğraflar karşılığında para değil zeytin isteyen, çat kapı Havana purosu getiren bu genci sever.

Özkök ve Char’ın arkadaşlıkları, 1987’de Char ölene kadar devam eder. Özkök ve eşi Anne-Marie 1967 yazından, 1987 yazına kadar her yaz tatilini onun yazlığında geçirir.

Nasıl oluyor da bütün huysuz şairleri fotoğraflarını çekmeye ikna edebildiğini, onun gibi İsveç’te yaşayan ünlü heykeltraş İlhan Koman, “Sende şeytan türü var” diyerek açıklıyordu. Bugüne dek Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan tüm edebiyatçıların fotoğraflarını çekmekle ünlenen Lütfi Özkök’ün şanı edebiyatçılar arasında “Lütfi fotoğrafını çekmemişse, ödülü alamazsın” esprileriyle yürür. Türkiye onu çok tanımasa da ünü dünyaya çoktan yayılmıştır.

Fakat kendi tabiriyle 2001’in Temmuz’undan beri yarım bir hayat yaşar. 1949’dan beri hayatı paylaştığı eşi Anne-Marie artık yoktur, fakat onca seneye rağmen kalbi hálá aşkla çarpar: “Ona hálá aşığım. Fotoğraflarına bakıp onunla sohbet ediyorum. Ben onsuz yarımım.”

Lütfi Özkök’ün çektiği en meşhur bazı portreler şu şekilde:

Lütfi_Özkök Nazım Hikmet

Lütfi_Özkök

Lütfi_Özkök

Kaynaklar:
http://www.hurriyet.com.tr/nobelli-yazarlarin-fotografcisi-lutfi-ozkok-5886420
http://odatv.com/lutfi-ozkok-hayatini-kaybetti-0211171200.html